12 Haziran 2016 Pazar

DUYULARIMIZ İLE YEDİKLERİMİZ DAHA LEZZETLENSİN


Bir yemeği yemeyi seçmeden önce genellikle yemeğin tadına odaklanırız. Tatlı-acı-ekşi-tuzlu mu? Ancak yiyeceği ısırdığımızda çıkan ses veya yemeğin tabaktaki görüntüsü de yeme deneyiminin birer parçası. Aslında diğer dört duyumuz da yemek seçimiyle oldukça ilgili ve eğer onları dikkate alırsak sağlıklı ve daha keyifli beslenmemiz için önemli.


Yemeğin Görünüşü

Yemeğin görüntüsü söz konusu olduğunda ilk dikkat çeken büyüklüğü olsa gerek. Örneğin yapılan bir araştırmada daha büyük kaselerde ve daha büyük kaşıklarla dondurma servis edilen katılımcılar küçük kaşıklar ile küçük kaplarda dondurma servis edilen katılımcılara oranla çok daha fazla dondurma tüketmişler. Bunun nedeni kaplar büyük olunca içindeki dondurmanın daha azmış gibi görünmesi ve bunun sonucunda insanların miktarı yanlış hesaplayarak daha çok yemesi.
Büyüklük dışında yemeğin şeklinin de tat algısı açısından önemli olduğu tespit edilmiş. Örneğin Londra’da yapılan bir çalışmaya göre katılımcılar aynı malzeme ile hazırlanan şekerlemelerden tam küre biçiminde olanların tadının üçgen şeklinde olanlara göre daha tatlı olduğunu söylemişler.

Koku Çok Önemli

Tat almayla en yakından alakalı olan duyumuz şüphesiz koku alma duyusu. Aslında koku, algıladığımız tada doğrudan katkıda da bulunuyor. Bu nedenledir ki nezle olup burnumuz tıkandığında yiyeceklerin tadını tam olarak alamayabiliyoruz.
İlginç bir şekilde alkol ise yemeklerin daha güzel kokmasını sağlıyor. Alkollü olduğumuzda daha çok yemek yemek istememiz bununla açıklanabilir.

Çıtırtıyı Duymak

Hepimiz yanımızda sesli bir şekilde yemeğini çiğneyen o kişiden muzdarip olmuşuzdur. Aslına bakılırsa o sesli çiğneyen kişi bizim için olmasa bile kendisi için çok iyi bir şey yapıyor. Yapılan araştırmalar yediğimiz yemeğin sesinin farkında olduğumuzda daha az yediğimizi ortaya koyuyor. Yemeğin sesi göz ardı edilen bir unsur olsa da aslında odaklanılması gereken ve fazla tüketimi azaltan bir özellik olarak karşımıza çıkıyor.

Yemeğin de Bir Dokusu Var

Maalesef çoğumuz yemeğin dokusunu anlayacak kadar yemeği ağzımızda tutmadan midemize göndersek de aslında yiyeceklerin de bir dokusu var. Ayrıca yemekten aldığımız tada ve yemek zevkine de oldukça etki ediyor. Dört dörtlük bir yemek deneyimi için yemeklerin dokusunu anlayarak yavaş yavaş çiğnemekte yarar var. Bildiğiniz gibi yemekleri yeterince çiğnemek yaşanabilecek sindirim sorunlarının da önüne geçmemize yardımcı oluyor. Çiğnemeden yutmak yediğimiz yiyecekten yeterince vitamin almamızı da engelliyor. Çünkü yemekler yeterince parçalanmadığında sindirim esnasında emilmesi gereken besleyici öğeler açığa da çıkmamış oluyor.
Özetle yemek yemeyi beş duyumuzu da harekete geçiren bir şölen haline getirmek bizim elimizde. Sadece biraz yavaşlamalı, ne yediğimizin iyice farkına varmalıyız. Böylelikle yediğimizden maksimum düzeyde zevk almak mümkün

7 Haziran 2016 Salı

DAHA SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN GÜNLÜK YAŞANTIMIZDA TÜKETTİĞİMİZ YAĞLARI TANIYALIM.


Yağlar insan vücudu için gerekli olan enerjinin en önemli kaynaklarından biridir. Her bir gram yağda 9 kalori bulunur. Diğer kalori kaynakları olan karbonhidrat ve proteinlerin bir gramında 4 kalori, alkolün ise bir gramında 7 kalori bulunur.
Vücudumuz beslenme ile aldığı yağı depolar ,( vücudun yağ depolama kapasitesi sınırsızdır) enerjiye gereksinimi olduğu zaman bu depoları kullanır. Yağlar ayrıca A, D, E, K vitamini gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimini sağlar, vücut ısısının korunmasını ve organların dış darbelerden korunmasını sağlar.
Ancak yağın fazlası obezite, kalp hastalıkları ve kansere neden olabilir. Önerilen günlük yağ alımı günlük gereksinim duyulan kalorinin % 25-35 ini karşılayacak miktarlarda olmalıdır.
Yağlar yağ asitleri denilen temel ünitelerden oluşur. Yağların tipleri çeşitli farklı özellikleri olan yağ asitlerinin değişik karışımı ile oluşur:



DOYMUŞ YAĞLAR :
Genel olarak hayvansal gıdalarda bulunan doymuş yağlar fazla alındığında kolesterol düzeyini yükseltir, kalp hastalıkları, kanser ve şişmanlık için risk faktörleri oluşturur. Doymuş yağ asitlerinde yağ asidi zincirini teşkil eden karbonların zincir haricinde olan bağlarının hepsi Hidrojenle bağlanmıştır. Doymuş yağ asitleri insan vücudunda sentez edilirler.Hiç yağ yenmese bile bu tip yağ asitleri karbonhidrat ve protein metabolizması ile oluşan moleküllerden sentez edilebilir.
Et, tam yağlı mandıra ürünlerinde (peynir, süt ve dondurma), kümes hayvanlarının derisinde ve yumurta sarısında bulunur. Hindistan cevizi, hurma yağı ve kakao yağı gibi bazı bitkisel besinler de doymuş yağ bakımından zengindir. Doymuş yağlar oda sıcaklığında katı haldedirler. Ancak zeytinyağ, ayçiçek yağı, kanola yağı, soya yağı, yerfıstığı yağı gibi sıvı yağlar da çok küçük miktarlarda olsa bile doymuş yağ içerirler.
Doymuş yağlar vücutta hem toplam kolesterol, hem de kötü kolesterol olarak bilinen LDL (düşük yoğunluklu kolesterolün) yükselmesine neden olur. Bu da kalp hastalığı riskini arttırır.
Günlük alınan toplam kalorinin en fazla % 7 sinin diyetteki doymuş yağlardan gelmesi önerilmektedir. Örneğin günlük 2000 kalori alan bir kişi en fazla 140 kaloriyi diyetindeki doymuş yağlarla alabilir. Yağın her bir gramında 9 kalori olduğu düşünülürse günlük alınacak maksimum doymuş yağ miktarı 15-16 gr civarında olmalıdır.
DOYMAMIŞ YAĞLAR :
Doymamış yağlar vücudun gereksinim duyduğu zorunlu yağ asitlerinin en iyi kaynaklarıdır. Oda sıcaklığında sıvı haldedirler ve büyük çoğunluğu bitkisel kaynaklıdır. Doymamış Yağ asitlerinde bir veya daha fazla karbonun birer bağı hidrojenle bağlanmamıştır.
Doymamış yağlar tekli (monoansatüre) ve çoklu (poliansatüre) yağlar olarak ikiye ayrılırlar.Tekli doymamış yağ asitleri insan vücüdunda sentez edilebilir.Tekli doymamış yağların günlük kalori gereksiniminin maksimum % 15 ini, çoklu doymamış yağ asitlerinin ise maksimum % 10'unu karşılayacak şekilde alınması önerilmektedir.
Tekli doymamış yağlar Zeytin ve kanola yağları, kabuklu yemişler ( fındık, fıstık, ceviz), kabuklu yemiş yağları (yer fıstığı ve badem yağları), avokado tekli doymamış yağları çok miktarda içerir. Bu yağlar oda sıcaklığında sıvı halde kalırken buzdolabına konduğunda yavaşça katılaşır. Çoklu doymamış yağlar gibi oksidasyona yatkın değildirler. Doymuş yağların yerine tekli doymamış yağların konması HDL kolesterol azalmasına karşı koyarken hem total hem de LDL kolesterolü azaltacaktır.
Çoklu doymamış yağlar: Diyette doymuş yağ asitlerinin yerine çoklu doymamış yağların konmasıyla LDL'de düşme sağlanabilir. Çoklu doymamış yağ asitlerinin omega-3 ve omega-6 yağ asitleri olmak üzere iki ana grup vardır.
Omega-6 yağ asitlerinden (major omega-6 yağ asidi Linoleik Asittir) zengin bitkisel yağlar mısır özü, ayçiçeği, soya fasülyesi yağıdır.Vücutta Linoleik asit araşidonik aside metabolize olur, bir kısmı da gamma linoleik aside dönüştürülür. Linoleik asit vücutta serbest radikal oksidasyonuna yatkın olduğundan, diyette alınan linoleik asit miktarı total kalorinin %10'unu geçmemelidir.
Omega-3 yağ asitlerinin major yağ asidi Alfa Linoleik Asittir. Alfa linolenik asit vücutta eikosapentaenoik aside (EPA) ve dokosahexaenoik aside (DHA) metabolize olur. Eikozapentanoik asit ve dokosahegzanoik asit soğuk su balıklarında ( somon, sardalya, uskumru, ton balığı vs.) bol miktarda bulunmaktadır. Balıklardaki bu yağ asidinin kaynağı beslendikleri deniz yosunlarıdır. Omega-3 yağ asitleri trigliserid düzeyini düşürürler ve yemek sonrası trigliserid artışını da engellemekte çok etkindirler. Bu etki LDL- ve VLDL yüksekliği gösteren kombine hiperlipidemilerin tedavisinde yararlı olabilir. Bunların kalp koruyucu etkisi, ayrıca, koagülasyon eğilimini, aritmileri ve ani ölümü azaltmalarına bağlıdır . Omega-3 yağ asitlerini tüketenlerde koroner kalp hastalığına bağlı ölümler daha düşük bulunmuştur . Yapılan çalışmalarda etkili bulunan omega-3 yağ asidi dozu 850 mg ile 1.5 g'dır. Günde yağlı bir porsiyon balık yenmesi ile yaklaşık 900 mg omega-3 yağ asidi alınabilmektedir. Bu nedenle haftada en az 2 defa balık yenilmesi (300 g) önerilmektedir. Diğer bir omega-3 yağ asidi, alfa-linoleik asitin de MI riskini azalttığını gösteren çalışmalar vardır. Bu nedenle omega-3 yağ asitlerinin diyetle alınımı arttırılmalıdır. Omega-3 yağ asitleri yağlı deniz balıklarından başka bazı bitkilerde keten-tohumu ve yağında, kanola yağında, soya yağında ve fındıkta bulunmaktadır. Günde 5-6 adet gibi az miktarda fındık yenmesinin küçük bir yararı sözkonusu olabilecekken, total kaloriyi ve omega-6 yağ asitleri alımını da arttıracak şekilde daha fazla tüketilmesinin bir itiyat haline gelmesinden, kaçınılmalıdır.
Omega-6 ve Omega-3 yağ asitlerinin ne oranlarda alınması gerektiği konusunda henüz tam bir görüş birliğine varılmamıştır. Son zamanlarda diyetle alınacak Omega-6/Omega-3 oranının 3/1 olması gerektiği konusunda yoğunlaşılmıştır. Ancak 1/1 olması konusunda da görüş bildiren çalışmalar vardır. Kaba olarak diyetle alınan omega-3 ü arttırmak, omega-6 yı ise sınırlamak akılcı olacaktır.




TRANS YAĞLAR :
Trans yağlar, sıvı bitki yağlarının hidrojenizasyonu ile oluşan yağlardır.Yağ ne kadar hidrojene ise oda sıcaklığında o kadar katı olacaktır.
Hidrojenize bitkisel yağlar ile pişirilen yiyeceklerde bulunurlar. Krakerler, margarinler, patates cipsleri, patlamış mısır, kremalı-karamelli bisküviler, şekerlemelerde bulunur. Trans yağları bazı et ve mandıra ürünlerinde de doğal olarak bulunabilir.
Trans yağlar en tehlikeli yağlardandır. Vücuttaki LDL(kötü kolesterol) düzeyini yüksellttiği gibi HDL (iyi kolesterol) düzeyini de düşürür.Ayrıca kanser riskini (özellikle göğüs kanseri) arttırdığı düşünülmektedir. Kaçınılması gereken yağlardır.

1 Haziran 2016 Çarşamba

NOHUT UNU İLE HUMUS






Öncelikle nohut ununu (1.5 su brd) kısık ateşte leblebi kokusu gelene kadar karıştırarak kavurun. Nohut ununu derin bir kaba döküp kaynar su ilave edip (süzme yoğurt kıvamına gelene kadar )bir yandan da mikserle çırpın 5 dk dinlenmeye bırakın, üstüne tahin (1/2 su brd ) ve yağ (1/2 su brd z.yağ tercih ederseniz daha lezzetli olur) ekleyin. 1 adet orta boy limonu iyice sıkıp içine dökün biraz karıştırdıktan sonra 2-3 diş sarımsağı ezip karışıma ilave edin. Sarımsakla beraber biraz karıştırın ne çok katı nede çok sıvı olmamalı. Kıvamına bakın eğer sıvı haldeyse bir miktar nohut unu ekleyebilirsiniz. Çok katı olmuşsa da biraz sıcak su ilave edin.
PÜF NOKTASI
İsterseniz daha sonra servis tabaklarına düzgünce serilip üzerine pul biber, kimyon, maydanoz, domates, turşu ve 1 yemek kaşığı zeytinyağı ilave edebilirsiniz.Dilerseniz pastırmayı hafif yağda kızartıp üzerine koyabilirsiniz.Afiyet olsun

21 Nisan 2016 Perşembe

SUMAK EKŞİLİ KÖFTE


                Sumak ekşili köfte (hem çorba hemde köfte 😀)






Köfte malzemesi;
Yarım kg kıyma
1 su bardağı köftelik bulgur
1 çay bardağı un
1 su bardağı su
Tuz
Diğer malzemeler
1 su bardağı haşlanmış nohut
2 yemek kaşığı sumak ekşisi
4-5 adet domates kurusu
2 yemek kaşığı salça
2 yemek kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı zeytinyağı
Tuz, pulbiber, reyhan,nane
TARİF
Köfteyi hazırlamak için; köftelik bulgura tuzunu atıp nemlenecek kadar az bir suyla ıslatın.(oda sıcaklığında su)Kıymanıza ekleyip yoğurmaya başlayın ve bir miktar yoğurduktan sonra unu ilave ederek 10-15 dakika yoğurun.Yoğurma sırasında elinizi ara sıra suyla ıslatın. Dağılmayacak kıvama gelen köfteden nohut büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın.
Yemeğinizi yapacağınız tencerenize salçanızı önce zeytinyağ ile kokusu çıkana kadar kavurun ve nohutu ve bütün soğanı tencereye koyun. Üzerini 6-7 parmak geçecek kadar soğuk su ilave edip ocağı yakın 5-10 dakika pişince (bu aşamada kenarda sıcak su bulundurun ve pişmekte olan çorbaya kıvamını ayalayarak sıcak su ilave edin.)kuru domates ve tuz ilave edip nohutlar yumuşayıncaya kadar pişirin.
Malzemeler pişince hazırlamış olduğunuz köfteleri ekleyin. Köflerle beraber 10 dakika kadar kaynatın.Kaynamakta olan çorbaya sumak ekşini de ekleyin.
Tavada tereyağını eritip nane, pulbiber ve reyhan ekleyip yemeğinizin üzerine dökün bir taşım kaynatıp ocağı kapatın.
Afiyet olsun
Not: Sumak ekşisi nar ekşisine göre daha ekşidir.Bu tarifi uygularken kendi damak tadiniza göre ayarlarsanız vazgeçilmez lezzetlerinizden olacaktır.
❗❗❗Köfteleri çok çok yapıp buzluğunuza bölerek koyabilirsiniz.Acil durumlarda inanılmaz işe yarıyor.
SUMAK EKŞİMİZİ BU ADRESTEN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ



17 Mart 2016 Perşembe

CLA ASPİR YAĞI





Aspir yağı, obezite probleminin arttığı günümüzde zayıflama ve diyet yağı olarak öne çıkmaktadır. Vücudumuz tarafından üretilmeyen ve dışarıdan alınması gereken doymamış yağ asitlerini büyük oranda barındırmakta olup, vücuttaki yağ miktarını düşürmekte de etkilidir. Yapısında bulunan CLA(Conjugated Linoleic Acid) ile vücuttaki yağları parçalamak suretiyle sağlıklı kilo vermeye yardımcı olabilmektedir. 

Bu yağ, hiçbir ısıl işlemle ve kimyasallarla muamele görmeden “soğuk sıkma” yoluyla elde edilmekte, böylece de yapısı bozulmadan %100 doğal olarak kullanıma sunulmaktadır.

Aspir yağının sağlık dünyasına katmış olduğu diğer bilinen faydaları ise şunlardır:  

- Vücutta biriken fazla yağı eriterek kilo vermeyi kolaylaştırabildiği gibi yağ dokusunun enerjiye ve kas dokusuna dönüşmesine,  
- Kolesterolü ve kan şekerini dengelemeye, 
- Kabızlığın giderilmesine, 
- Bağışıklık sistemini güçlendirmeye, 
- Adet kanamalarının rahat geçmesine, 
- Antioksidan etkisinin yüksek olması sebebiyle damar sertliğinin önlenmesine, 
- Romatizmalı bölgelere masaj yapılmak sureti ile ağrıların azalmasına katkıda bulunabilmektedir. 
- Diğer taraftan aspir yağı, güneş yağı (bronzlaşma) ve saçları kuvvetlendirme etkisi ile de özellikle bayanlar tarafından artarak tercih edilmektedir.
Kullanımı ;
1- Diyet olarak; Dahilen içilerek ve haricen sürülerek kullanılabilir;Dahilen kullanımda; Soğuk sıkma yöntemi ile rafine edilmeden elde edildiği için sabahları aç karnına 1-2 tatlı kaşığı saf olarak veya limon, baharatlar veya az sirke ile karıştırılarak içilebilir, 15 dakika sonra da normal kahvaltı yapılabilir, böylelikle tokluk hissi verir ve aşırı yemenizi engeller. Yanısıra, kilo vermeye yönelik olarak, spor ve egzersizlerden yarım saat kadar önce içilmelidir.
Haricen kullanımda; Bölgesel zayıflamaya da yardımcı olup, ilgili bölgeye, haricen, küçük dairesel masajlar yapılarak uygulanmalıdır
2- Gıda Ürünü olarak;Aspir yağının lezzeti, tadı ve kokusu oldukça iyidir. Diğer bitkisel yağlarda olduğu gibi yemekler pişirilerek, salatalara katılarak veya kızartmalar yapılarak kullanılabilen lezzetli ve hafif bir gıdadır.
Uzun süreli kullanımlarda sağlık, rahatlık, canlılık ve enerji verir.
İlaç değildir.Tedavi amaçlı ilaç yerine kullanmayınız.

ürünümüzü mağazalarımızdan veya n11 den temin edebilirsiniz.














28 Şubat 2016 Pazar

Tüm ailenizin severek tüketeceği ev yapımı pizza 
Hamuru İçin:
1 Yumurta
2.5 su bardağı un
yarım çay bardağı sıvı yağ
2 çorba kaşığı yoğurt
yarım çay bardağı süt ya da su
yarım paket yaş maya ya da 1 çorba kaşığı kuru maya
1 tatlı kaşığı şeker
tuz
Üzeri için:
1 Adet sivri biber
1/2 adet kırmızı biber veya varsa renkli biberlerden de olabilir
Yarım su bardağı domates rendesi (kış için hazırlanan kaynatılmış olanından)
Yarım kangal sucuk
Yeterince karabiber
1 Su bardağı çekirdeği çıkarılmış siyah zeytin
1 Su bardağı mısır 
2.5 Su bardağı rendelenmiş hatay peyniri
1 Çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı kekik
3 Diş sarımsak
Yapılışı:
Hamurun Yapılışı:
Sütü ısıtın (Sütün sıcaklığı elinizi yakmayacak kadar olmalıdır)
Mayayı ve şekeri ılıyan süte ilave ederek kabarması için yaklaşık 15 dakika bekleyin.
Diğer taraftan unu bir kaba boşaltın. Ortasını açarak mayalı sütü, yumurtayı, yoğurdu, sıvı yağı ve tuzu ilave ederek yoğurun. Hamuru kabın içinde veya kenarlarında un veya topak hamur kalmayacak şekilde iyice yoğurun.
Hamuru yoğurduğunuz kabın üzerini bir bezle örterek mayalanmaya bırakın. Yeterince beklediğiniz zaman hamurunuz iki katı kadar kabaracaktır.(Yaklaşık yarım saat)
Pizzanın Yapılışı:
Pizzayı pişireceğiniz tepsiyi çok az bir yağla yağlayıp üzerine un serpin.
Hazırladığınız pizza hamurunu tepsinin içine koyup elinizle bastırarak hamuru açmaya başlayın. Yavaş yavaş açtıkça hamur tepsinin iç yüzeyini kaplayacaktır. Hamurun kenar kısımlarını hafifçe yüksek tutun. Bu kısımlar pizzanızın tombul kenarlarını oluşturacaktır.
Bir çatal yardımıyla hamuru çeşitli yerlerinden delin.
Sıra iç malzemeyi koymaya geldi. Önce sarımsaklı ve baharatladığımız domates sosunu hamurun üzerine yayalım.Sonra 1 su bardağı rendelenmiş hatay peynirimizi yayalım ve uzerine ince kestigimiz sucuklarımızı dizelim. Daha sonra küçük küçük doğradığımız biber ve en sonunda siyah zeytini ve mısır tanelerini dizelim ve en son olarak üzerine  1 su bardağı rendelenmis hatay peynirimizi serpelim.
Hazırladığınız pizza tepsisini önceden 250 santigrat derecede (fırınınızın en yüksek derecesi ne ise)ısıtılmış olan fırına sürün.Tam olarak pişme süresi 5-7 dk dır.Pizza piştiğinde fırından çıkarıp bir spatula yardımıyla hamuru kaldırarak altının pişip pişmediğini kontrol edin. Eğer alt kısmı yeterince pişmemişse tepsiyi fırının en alt gözüne koyarak bir süre direk alt kısmın pişmesini sağlayın.
Fırından çıkan pizzanızın üzerine kalan yarim bardak rendelenmiş hatay peynirini serpip tekrar fırına verin. Hatay peyniri hafifçe erir erimez pizzanızı fırından çıkarın ve servis edin.
Not: İç malzemesi olarak tercihen mantar da kullanabilirsiniz.

Afiyet olsun.

22 Şubat 2016 Pazartesi


Apollon'dan kaçan su perisi Daphne'nin defne ağacına dönüşmesi ile hayat bulmuş olduğuna inanılan bu ağaç hem meyvesi hemde yaprakları ile yaşamımıza şifa katmaktadır. Defne ağacı ölümsüzlüğün simgesi olarak kabul ediliyor. Yaprakları sürekli yeşil kalan Akdeniz bölgesi ve ılıman iklime sahip diğer bölgelerde yetişiyor.Yapraklarının mis gibi kokusu ile et ve balık yemeklerinde çok kullanılıyor.Defne ağacının meyvelerinden ise garlı denilen defne yağı elde ediliyor. Cilde çok faydalı olan ve cilt tarafından hemen emilen, antiseptik özelliği olan defne yağı ile sızma zeytinyağı karıştırılarak defne sabunu yapılıyor. Sentetik ve kimyasal katkı maddeleri içermeyen defne sabunu sızma zeytinyağı ile karıştırılarak üretiliyor. Hiç bir katkı maddesi kullanılmayan defne sabunları günümüzde artık bir çok kimyasal ürün içeriklerine meydan okuyor.

Defne sabununun faydaları : Vücudu gençleştiren. Derideki gözenekleri açan ve rahatlatan. Kepeklere karşı koruyan ve saç dökülmesini önleyen. Antiseptik oluşu sayesinde derideki birçok hastalığa, egzamaya ve mantara iyi gelir. Varisleri rahatlatan. Ergenlik sivilcelerini önleyen, siyah noktaları gideren, saç diplerindeki yara ve tahrişlere karşı etkili. Doğal peeling özelliği olan. Cildi derinlemesine temizleyen. Romatizma ağrılarını dindiren. Hücre yenileyici, Doğal kokusu ve antiseptik oluşundan dolayı evdeki dolaplarda kullandığınızda haşere barınmasını önleyici. Çocuklarda pişiği engelleyen doğal sabun.
Defne sabunu nasıl kullanılır : defne sabunu kullanımı defne sabunu saça ve cilde kullanıldığında faydaları olan doğal bir üründür. defne sabunu saç dökülmesi, zeytinyağlı defne sabunu saç dökülmesi, defne sabunu saç için kullanımında saçta köpürtülerek bütün saça yayılması sağlanır. Parmak uçları veya iyi bir saç fırçası ile saçlara yedirilir. 20-30 saniye sonra çok sıcak olmayan su ile durulanır.
Defne sabunu cilde nasıl kullanılır : defne sabunu cilt için kullanımında iyice köpürtüldükten sonra, eldeki köpük cilde iyice uygulanır. 20-30 saniye köpük ciltte bekletildikten sonra ılık su ile durulanır. Düzenli kullanıldığında saçınızdaki yada cildinizdeki olumlu değişiklikleri göreceksiniz.
Defne sabunu sivilce : Sivilceler zaman zaman insanları gündelik hayatlarından bıktıran önemli bir cilt problemidir. Defne sabunu sivilce konusunda çok önemli bir rol oynar. Defne özellikle kuru cilde ve sivilcelerle mücadelede çok etkin bir role sahiptir. defne sabununu kullananlar ve sivilce problemi olanlar Düzenli olarak kulanımını yapan kişilerde 1 hafta içerisinde gözle görüler ve belirgin bir şekilde sivilcelerin azaldığı görülmüştür.
Defne sabunu zararları ve yan etkileri : Defne sabunu tamamen doğaldır, kimyasal katkı maddeleri içermez. Sentetik ve kimyasal katkı maddesi içeren ürünlerin yol açtığı deri hastalıkları ve alerji gibi cilt sorunlarına sebep olmaz. Bilinen hiç bir yan etkisi yoktur.Sizde bu doğa harikası sabunumuz ile kendinize ödül vermek isterseniz  buradan bize ulaşabilirsiniz.